Into The Wild

Into The Wild, 1996 yılında Jon Krakauer'in yazdığı gerçek hayattan alınmış dramatik bir hayat hikayesini anlatan zamanının best seller'ı olan bir romanın aynı adlı film çevirisiden oluşmuş, 2007 yapımı, Sean Penn'in yönetmenlik koltuğunda oturduğu bol ödüllü ve adaylıklı bir drama türünde filmdir. Başrol ise; Emile Hirsch (Chris McCandless)'in olmuş bu karakterden başka da bir sürü karaktere sahip olan filmin oyuncu kadrosu da tahmin edilebildiği üzere baya geniş. Into The Wild biraz biyografi biraz da macera temasını ele almış bir filmdir. Gerçek bir yaşamdan alıntı olan bir konusu olunca da oldukça etkileyici, vurucu bir film olarak izlemek mümkün. Bu kadar güzel bir filmin ne yazıkki Türkiye'de gösterime girmemiş olması da bence bir kayıp.
Filme konu olan genç sağ tarafta gördüğünüz bay maceraperest kendi deyimiyle supertramp ; Washington DC'den hali vakti yerinde bir ailenin başarılı oğlu olan 24 yaşındaki Christopher McCandless'dir. McCandless, 1992 yılında medeniyetten kopup tüfeği ve büyük bir bohça dolusu pirinçle, donmuş kırsala doğru yola koyulur. Yolda, bütün parasını yakar ve sahip olduğu tek haritayla birlikte ona medeniyeti hatırlatan her şeyi fırlatıp atar. Alaska'yı yürüyerek geçme konusunda başarısız olunca, bir zamanlar avcıların sığınak olarak kullandığı 1940'lardan kalma bir minibüsün içinde kamp kurar. Burada Nisan 1992'den, Ağustos 1992'ye kadar ki yaşadıkları konu edilir.
İşte böylesine gerçek yaşamın anlatıldığı, aslen parça parça öykülerden oluşan etkileyici bir film. Medeniyetten kopan bu arkadaşımızın hayatına giren ve onu seven bir çok kişi ile karşılaşıp biz de onunla yolumuza devam ediyoruz. Filmin yavaş ilerlemesini bir anda unutturacak son sahneler var. Film için oldukça çaba sarfedilmiş ve duygular, vücutun tepkileri filmin renk ayaralarıyla olsun, oyuncunun tipiyle olsun oldukça başarılı bir şekilde yansıtılmış. Filmin notu:8,2 ile imdb Top 250 listesinde 145. olarak kendine yer bulmuş.
Filmin ardından, filmdeki şu sözler anlamını bir kez daha koruyor;
Mutluluk sadece paylaşıldığı zaman gerçektir (Happiness is only real when shared)
Son söz olarak da;
Ücra ormanlarda bir haz vardır;
Issız kıyılarda mest olurum;
Kimsenin rahatsız etmediği
Bir çevre vardır,
Derin denizlerde
Ve uğultusunda bir şarkı vardır:
İnsanı daha az sevmem ama
Doğayı ondan çok severim..."

0 yorum: